Videoyu oynat

Vakalarımızdan Örnekler:

Bu videoda, sağ ve sol damarda darlıkların stentleme işlemine ait iki ayrı vakayı sunuyoruz.

Videoyu oynat

Stent günümüzde en çok krom, kobalt ve platin gibi metallerden yapılır.

Hem balon hem de stent damarların açılmasında kullanılan malzemelerdir. Balondan sonra damarın tekrar kapanma olasılığı yüksektir. Bu olmasın diye hemen her zaman damar içine destek için stent yerleştirilir. Balon, çoğu durumda stenti yerleştirmeden önce damardaki daralmış bölgeyi stentin geçebileceği kadar genişletebilmek ve damarın açılabilme kapasitesini anlamak için yapılır.

Anjiyo ile hastada herhangi bir iyileşme sağlanmaz. Çünkü, damara bir müdahalede bulunulmaz; damar sadece görüntülenir. Stent işlemi (stentleme) ise, anjiyo ile damarda bir darlık saptanırsa aynı ya da başka bir zamanda damarı açmak için yapılan müdahalenin adıdır. Yani, anjiyo bir tanı yöntemiyken, stent bir tedavi yöntemidir. Stent ile anjiyo arasındaki fark budur.

Stent işlemi yerine her zaman olmasa da çoğu durumda sadece ilaç tedavisi tercih edilebilir. Günümüzde, kalp damarlarını genişletip daha fazla oksijenin dokulara ulaşmasını sağlayan ya da kalp hücrelerinin oksijeni tasarruflu kullanmasına olanak veren ilaçlar sayesinde hiç stent takmadan benzer faydalar elde edilebilir. Genellikle, stentin en önemli etkisi ilaçlara göre hastanın şikayetlerini daha hızlı -çoğunlukla ertesi günden itibaren- gidermesi ve ömür boyu kullanılacak ilaç sayısını azaltmasıdır. Sol ana damarın (LMCA) stentlenerek açılmasında olduğu gibi bazı özel durumlarda ise stent hastanın ömrünü de uzatır. Kalp krizi gibi acil durumlarda ise hayat kurtarır.

Stent takılma işlemi, başarı oranı %90’dan fazladır. Şu durumlarda stent takılmasının başarılı olma olasılığı azalır: Hastanın çok yaşlı olması, tıkanıklığın çok uzun süredir var olması, kireçli ya da kıvrımlı damar yapısı, kronik böbrek yetersizliği ve yetersiz girişimsel teknik… Özetle, her hasta için başarı oranı farklıdır.

Başarısız olma durumunda damar yapınızdaki durum genellikle aynen devam eder. Dolayısıyla, şikayetleriniz ilk haline göre daha kötü olmaz.

Birden fazla damarda ya da aynı damarın birden fazla yerinde darlık ya da tıkanıklık varsa aynı işlemde birden fazla stent takılabilir. Özellikle, riskli durumu nedeniyle bypass ameliyatı olamayan veya kişisel tercihi nedeniyle bypass ameliyatını reddeden ve doğal olarak çok sayıda damar sorunu olan hastalarda takılması gereken stent sayısı da çok olur. Ama işlem uzun sürerse kardiyolog, kullanılan kontrast boya miktarı fazla olup hastanın böbreği bozulmasın ve maruz kalınan radyasyon düzeyi hem kendi hem de hasta için fazla olmasın diye işlemi ayrı ayrı zamanlarda yapmak üzere bölebilir.

Hemen hemen her durumda ilaçlı stentler daha iyidir. Hastanın klinik durumu ve damar yapısına göre değişmekle beraber ortalama olarak; ilaçsız stentlerde her 100 kişiden 15’inde, ilaçlı stentlerde ise 5’inde stent içi daralma gelişir. Tersten okunursa, ilaçsız stentlerde her 100 kişiden 85’inde, ilaçlı stentlerde ise 95’inde sorun gelişmez.

Günlük hayatta hastalar arasında sık kullanılsa da aslında bu yanlış bir ifadedir. Kastedilen “ilaçlı stent”tir. İlaçlı stentler sadece Avrupa’da üretilmezler; başta ABD olmak üzere pek çok ülkede üretilirler. Türkiye’de de ilaçlı stent üretilmektedir.

Hayır. Bir stentin zamanla eriyip kaybolması mantıklı gelse de son yapılan bilimsel araştırmalarda eriyen stentlerin metal olanlara göre hastaya ilave fayda sağlamadığı gösterildi. Hatta bazı kısımlarının yeterince erimeyip damar içinde pıhtılaşmaya neden olduğu için daha riskli olduğu anlaşıldı. Bu nedenle, eriyen stentler şimdilik tüm dünyada piyasadan kaldırıldılar. İyileştirmeler sonrası daha iyileri üretilene kadar bu stentlerin kullanımı artık şu anda söz konusu değil. Bu arada, “eriyen stent” “polimeri eriyen stent” ile karıştırılmamalıdır. Polimeri eriyen stentte eriyen şey, ilacı taşıyan polimerdir; stentin metal kısmı erimez. Bunlar günümüzde kullanılmaya devam eden kaliteli stentlerdir.

Her girişimsel işlem gibi stent işleminin de riskleri var. Ciddi komplikasyonların her biri her 1000 kişiden 2’sinde gerçekleşir. Risk aslında kişiden kişiye değişir. Örneğin, kalp krizi sırasında acil yapılan stentlemeler veya ilave başka ciddi hastalığı olan hastalara yapılan işlemler en tecrübeli hekimler tarafından yapılsa bile daha risklidir. Kompleks vakaların (sol ana damar, çatallı damar, aşırı kireçli damar ve kronik tıkalı damar) stentlenmesi daha risklidir [Bkz. Stent (Kompleks vakalar)].

Olası komplikasyonlar şunlardır:

  • Kasık ya da el bileği damarı hasarı: Giriş yerinde hafif morarma olması normaldir. Kasık ya da el bileği damarında ciddi kanama veya tıkanıklık gelişebilir. Dolayısıyla, kan takviyesi ya da acil damar ameliyatı nadiren gerekebilir.
  • Kalpte ritim bozukluğu: Kendiliğinden geçen kısa süreli ritim bozuklukları sık görülür ama önemi yoktur. Nadiren bilinci bozan, ilaç ya da elektrik şoku verilmesini gerektiren acil durumlar gelişebilir.
  • Böbrek yetersizliği: Stent işlemi sırasında görüntü elde etmemizi sağlayan kontrast adı verilen boya ortalamada her 100 hastanın 5’inde böbrekleri bozabilir. Risk halihazırda böbrek sorunu olanlarda daha da fazladır. Örneğin, ileri evre böbrek yetersizliğinde risk 5 kat fazladır. Genellikle damardan sıvı takviyesiyle tamamen düzelir. Çok nadiren geçici diyaliz gerekebilir.
  • Alerji: Kullanılan kontrast boyaya bağlı nadiren alerji gelişebilir. Ciltte kaşıntılı kızarıklıklar oluşabilir, bunlar geçicidir. Çok nadiren alerjik reaksiyonlar solunumu engelleyecek kadar ciddi olur.
  • Kalp krizi: Hastanın damarları çok narinse kateter bu damarlara zarar verebilir. Bu riski önceden anlamak genellikle mümkün değildir. Bu nadiren kalp krizine neden olabilir ve hastanın acilen kalp ameliyatına alınması gerekebilir.
  • Felç: Nadiren, kalbe ulaşmamızı sağlayan damarların narin bölgelerinden kateterin dokunmasıyla kopan küçük yağlar veya pıhtılar beyin damarlarına kaçabilir; geçici ya da kalıcı felç gelişebilir.
  • Kalp damarı çatlaması, yırtılması veya patlaması: Nadiren bu sorunlar gelişebilir. Çoğu durumda işlem esnasında yapılan acil müdahalelerle sorun çözülür. Çok nadiren acil ameliyat gerekebilir.
  • Ölüm: Yapılan acil müdahaleler işe yaramayıp çok nadiren hasta hayatını kaybedebilir.

Kaygılanmakta haklı olabilirsiniz, ama unutmayın:

  • Bu komplikasyonlar çok nadir gelişir.
  • Önemli olan stentin gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Eğer güncel bilimsel verilere ve kılavuzlara uygun bir şekilde stent kararı verilmişse bu işlemden kaçmak aslında kendinizi kalp krizi ve ölüm gibi risklere çok daha fazla maruz bırakmak anlamına gelir.

İşlemde kullanılan boyayı vücuttan böbrekler atacağı için böbreklerinizin iyi çalışıp çalışmadığını anlamak önemlidir. Bu nedenle kan tahlili yapılır. Kanama riski ve enfeksiyon varlığı da kan tahliliyle değerlendirilir.

Genellikle 40-60 dk. Ancak, damarın özelliklerine ve kaç damara stent takılacağına göre bu süre değişebilir. Düz damarda işlem 30 dakikada sonuçlanabilirken kompleks vakada 3 saati geçebilir.

Stent takılması esnasında hasta uyanıktır. Sadece damar giriş yeri uyuşturulur. Hastanın stresini azaltmak için rahatlatıcı ilaçlar da verilebilir. 

Stent takma esnasında balon şişirilerek kan akımı birkaç saniyeliğine kesildiği için kısa süreli bir göğüs ağrısı oluşabilir. Balonu indirdiğimizde kan akımı tekrar sağlanır ve bu ağrı hemen geçer.

Çoğu hasta bir gece serviste yatar, ertesi gün taburcu olur.

Hayır. Stent takıldıktan sonra, stent vücutta hissedilmez.

Evet, stent ömür boyu kalacak. Ancak, bunun size hiçbir zararı olmaz.

Evet. Genellikle ilk birkaç ay iki tür kan sulandırıcıyı beraber kullanılır. “İlk birkaç ay” ifadesi bazı hastalar için “ilk birkaç hafta”, bazı hastalar için de “ilk birkaç yıl” şeklinde değişiklik gösterebilir. Bu, hastanın kanama ve kalp krizi riski arasındaki dengeye göre kardiyolog tarafından belirlenir. Bu süre sonunda, ömür boyu sadece tek bir tür kan sulandırıcı (genellikle düşük doz Aspirin) kullanılır.

Stent yabancı bir madde olduğundan kan hücreleri (trombositler) stenti tanıyıp pıhtıyla kapatmaya çalışır. Birkaç ay sonra stentin üzeri yeteri kadar dokuyla kaplanınca stentin kanla teması kesilir. Bu olana kadar pıhtı oluşmasını engelleyen bu ilaçların kombine kullanılması zorunludur. Stent damar duvarına gömüldükten sonra risk azalır, bu nedenle artık tek bir kan sulandırıcı ilaç yeterli olur. İlaç kullanmamak; stentin pıhtı nedeniyle tıkanmasına, bu da kalp krizine ve ani ölüme sebep olabilir.

  • Stent, çoğu hastada hem koldan (el bileği yolu) hem de bacaktan (kasık yolu) takılabilir. Ama, stent takılması için mümkün olduğunca el bileği tercih edilmelidir. Çünkü, el bileği hasta için daha konforludur. Sırt üstü uzun süre yatma zorunluluğu yoktur. En sık görülen komplikasyon olan kanama da el bileğinde kasığa göre daha az olur.
  • Her işlem teknik olarak el bileğinden yapmaya uygun değildir. Hem el bileği anatomisinin uygun olması (örneğin çok ince çapta ya da kıvrımlı olmaması) hem de doktorun el bileği yolunda tecrübeli olması gerekir.
  • Bazı hastalarda klinik ve anatomik nedenlerle mecburen kasık yolu ya da mecburen el bileği yolunu kullanmak gerekebilir. Örneğin, bazı kompleks işlemlerde kalın kateterler gerektiğinden ince çaplı bir damar olan el bileği damarı tercih edilmez.
  • İster kasık ister el bileği yolu olsun kalbe uygulanan işlem değişmez.

Ayrıntılı bilgi verdiğimiz makalemizi okumanızı öneririz.

Menü
error: